KOD

Gün boyunca cektigim ve çekerken de büyük keyif aldığım kareler bilgisayarımın belleğinde tekrar anımsanıp büyük seçimin yapılacağı belirsiz günü beklerler sabırla. Çünkü beraber adımladığım,yemeğini paylaştığım, kokusunu aldığım, hüznünü-sevincini hissettiğim, kısacası tüm duyularımı açarak “gördüğüm” ve sonrasında bilmemkaç milimetreye sığdırdığım o duyguları unutmaktır amacım. Günler, bazen haftalar sonra o duyguların bütününü tekrar hissedersem birkaç karede, işte o seçtiğim kareler benim karelerimdir. İşte o karelerle gördüğüm duyguları paylaşabilir ve hissettirebilirim izleyenlere diye düşünürüm.

Bazen de karşına çıkıverir davetsiz göz tanığı olacağın bir misafir. Fotoğrafçı değilsen anlatılacak ilginç bir anı, fotoğrafçı isen ve “o an” makinan yoksa yanında hayıflanılacak bir hikaye, makinan yanında ve çekecek motivasyonu da bulursan kendinde gösterebileceğin bir belgen kalır geleceğe.

2005 yazında Fethiye Kayaköy’de dik yokuşlara taban vurup yüzlerce kare harcayıp içime sinen bir kare yok diye hayıflanırken, yorgunluğumu atmayı düşündüğüm havuz kenarındayım. Yeni aldığım Canon’umla oynuyor, bir kaç kare silsem mi diye de içimden geçiriyorum. Kafamı kaldırdığımda aşikar havuz kenarı portreleri; sereserpe güneşlenenler, kulaklıklarından müzik dinleyenler ve kitap okuyanlar… Herkes yarıçıplak kendi dünyasını kurmuştu bir metrekarelik şezlongunda. Fakat içlerinden “biri” beni izliyordu. Ağlıyor muydu, gülümsüyor muydu tam çıkaramadım. Fakat kim olduğunu hemen çıkardım. Mona Lisa’ydı. 21. yy’ın Mona Lisa’sı güneşleniyordu karşımda. Bir fotağrafını çeksem mi diye düşünüyordum ama yine de tereddütteydim, keza yanında Da Vinci’nin adamları vardı. Bakıştık bir kaç saniye daha…Sonra Da Vinci’nin de bu duruma hayıflandığını hissettim ve hemen yandaki bir kitapla sanki konuşuyordu benimle usta. İngilizce diyordu ki :” O bunu nasıl yaptı bilmiyorum…” Gerçek şu ki Da Vinci’nin sözüymüşcesine yorumladığım sağdaki kitap kapağı eksiği tamamlayan ve paIMG_3832_croprmağımı deklanşöre götürmemi sağlayan şey oldu. Peşpeşe üç deklanşör sesinin bütün seslerin arasından sıyrılıp alanda yankılandığını hissettim ya da bana öyle geldi. Herşey bir anda olup bitmişti. 21. yüzyılın futuristik Mona Lisa’sı ve hala eserine akıl sır erdirilemeyen Leonardo ustası benim belleğimdeydi.

Hatırı sayılır derecede photoshop kullanmama ve işim gereği profosyonel modellerle çalışma imkanımın olmasına rağmen böyle bir anı benzerleri gibi kurgu ve manuplasyon olamadan, doğal haliyle “o anı” belgeleyip, paylaşabildiğim için en değerli karelerimden birisi…

Fethiye’den tek bir kareyle döndüm: Da Vinci’nin bilinmeyen kodu ve Mona Lisa’nin hala çözülemeyen gizemiyle…